
Ziyâ Paşa Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri
Ziyâ Paşa, Tanzimat döneminin en çarpıcı simalarından biri. Adı üzerine bile farklı görüşlerin olması, bu büyük şahsiyetin etrafındaki tartışmaların ne kadar eskiye dayandığını gösterir. Bazı kaynaklarda adı Abdülhamid Ziyâ, bazılarında Abdülhamid Ziyâeddin olarak geçer; mühüründe ise Abdülhamid Ziyâeddin yazar. Resmî yazılarında ise zaman zaman bu uzun adı, zaman zaman yalnızca Ziyâ adını kullanmıştır (Bilgegil 1979:1).
İçindekiler (Hızlı Erişim)
Çocukluk ve Eğitim Yılları
1829’da İstanbul Kandilli’de dünyaya gelen Ziyâ Paşa’nın babası Galata gümrük memurlarından Ferîdüddin Efendi, annesi ise Itır Hanım’dır. Babası Erzurum’un İspir kazasındandır. İlk eğitimini mahallesindeki okulda aldıktan sonra devlet kadrolarına eleman yetiştirmek amacıyla açılan Mekteb-i Ulûm-i Edebiyye’ye devam eden Ziyâ, daha sonra Bâyezid Rüşdiyesi‘nde okudu. Bu dönemde Arapça ve Farsça da öğrendi.
Henüz çok genç yaşta parlak zekâsı ve güzel yazısıyla dikkat çekti. 16–17 yaşlarında Dâ’ire-i Sadâret-i Uzmâ Mektûbî Kalemi’ne kâtip olarak girdi ve burada dönemin birçok önemli ismiyle tanıştı: Fatîn Efendi, Leskofçalı Gâlib, Âlî, Osman Şems Efendi, Osman Nevres ve Kâzım Paşa…
Bu çevre, onun edebiyatla bağını güçlendirdi. Arûzu ve şiir bilgisini Fatîn Efendi’den öğrendiğini Defter-i A‘mâl adlı hatıratında belirtir. Aynı yıllarda Tavukpazarı meyhaneleri, Mahmud Paşa Camii avlusundaki kahvehaneler ve Mehmed Lebîb Efendi’nin konağı, onun edebiyat ortamları hâline geldi. Şeyhülislam Ârif Hikmet Bey’e sunduğu kasidelerle takdir kazandı.
Saray Yılları ve Siyasi Yükseliş Mücadelesi
1856’da Mustafa Reşîd Paşa’nın aracılığıyla Mâbeyn-i Hümâyûn beşinci kâtibi oldu. Fransızca öğrendi; Batı kültürü ve siyasetine yakınlaştı. 1858’de Reşîd Paşa ölünce saraydaki konumu sarsıldıysa da, Sultan Abdülaziz’e sunduğu kasideler sayesinde 1861’de yeniden itibar kazandı.
Aynı yıl, Hersekli Ârif Hikmet Bey’in Lâleli’deki evinde toplanan Encümen-i Şu’arâ toplantılarına katıldı. Ancak bir süre sonra Âlî Paşa ile arası açıldı ve bu düşmanlık giderek büyüdü.
Bu siyasi çekişmelere bağlı olarak görevden göreve sürüklendi:
- Zabtiye Müşteşarlığı
- Atina elçiliği (gitmedi)
- Kıbrıs Mutasarrıflığı (1862)
- Meclis-i Vâlâ üyeliği
- Beylikçilik
- Amasya mutasarrıflığı
- Canik mutasarrıflığı
Özellikle Amasya’daki imar faaliyetleri, Ziyâ Paşa’nın şehirleşmeye verdiği önemin somut örnekleridir: hükümet konağı, okullar, saat kuleleri, idadî, hapishane gibi birçok yapı inşa ettirdi.
Ancak siyasi baskılar devam etti. 1867’de Namık Kemal ve Ali Suavi ile birlikte Paris’e kaçtı. Burada, Mustafa Fâzıl Paşa’nın desteğiyle muhalif hareket olan Yeni Osmanlılar arasında yer aldı. Ardından Namık Kemal’le Londra’da Hürriyet Gazetesi’ni çıkardı.
- sayıdan sonra Osmanlı’nın şikâyetiyle tutuklansa da serbest kaldı ve gazetenin 100. sayıya ulaşmasını sağladı.
Geri Dönüş ve Valilikler Dönemi
1872’de İstanbul’a döndü:
- İcra Cemiyeti Reisliği
- Şûrâ-yı Devlet üyeliği
- Kanun-i Esasi Encümeni üyeliği
1877’de Suriye valiliğine, daha sonra Konya ve Adana valiliklerine gönderildi. Adana’daki kültür ve imar faaliyetleri de oldukça dikkat çekicidir. Ancak sağlığı bozuldu ve 17 Mayıs 1880’de elli bir yaşında Adana’da vefat etti. Mezarı Ulu Camii haziresindedir.
Ziyâ Paşa’nın Karakteri
Kaya Bilgegil, Ziyâ Paşa’nın harîs (çok hırslı) bir yapıya sahip olduğunu söyler (2009:117). Aynı zamanda görevine düşkün, açık sözlü, doğru bildiğini söylemekten çekinmeyen bir karakterdir. Avrupa görmüş, yenilikçi bir bürokrat olarak yaptığı birçok uygulama çıkar çevrelerini rahatsız etmiş; bu nedenle sürekli görev değişiklikleri yaşamıştır.
İbnü’l-Emin ise onun zekâsını, hazırcevaplığını ve sohbet ustalığını över. Hiciv yeteneği güçlüdür; fakat iş başında ciddi ve serttir (İnal 1988:2052, 2056).
Edebi Kişiliği ve Şiir Anlayışı
Ziyâ Paşa, henüz 15 yaşındayken Âşık Ömer, Âşık Kerem ve Gevherî gibi halk şairlerini okuyarak şiire yöneldi; ardından divan şiirine ilgi duydu ve Enderunlu Vâsıf ile Vehbî’nin etkisinde eserler verdi.
Tanzimat’ın kurucu isimlerinden biri olarak Şinasi ve Namık Kemal arasında bir köprüdür. Divan şiirinin son temsilcilerinden sayılır; fakat fikir dünyasında Batılı düşünürlerin etkisi belirgindir.
En Önemli Şiirleri
- Tercî-i Bend
- Terkîb-i Bend
Tercî-i Bend, Avrupa’ya gitmeden önce yazılmış olup sorgulayıcı diliyle Türk şiiri için bir yenilik sayılır. İnsanı ve kâinatı anlamaya çalışan bir düşünce derinliği taşır. Tanpınar’ın ifadesiyle Ziyâ Paşa, şiirimize “bir nevi felsefî huzursuzluğu” sokmuştur (Tanpınar 1982:312).
Terkîb-i Bend ise Avrupa yıllarında yazılmıştır. Burada şair insanı “adalet” ve “mesuliyet” kavramları üzerinden değerlendirir.
Tanpınar ayrıca onun aruzu en sakat kullanan şairlerden biri olduğunu belirtir (1982:313). Buna rağmen şiirlerindeki düşünce yoğunluğu ve hikmetli ifadeler, özellikle Terkîb-i Bend’deki atasözü niteliğindeki beyitler, edebiyatımızda özel bir yere sahiptir.
Ziyâ Paşa’nın Eserleri
Aşağıdaki eserlerin listesi, telif ve tercüme ayrımıyla birlikte, yıllarıyla beraber olduğu gibi korunmuştur:
Telif Eserleri
- Eş’âr-ı Ziyâ (1298/1881)
- Zafernâme (tarihsiz – taşbasması)
- Rüya (1327/1910)
- Arz-ı Hâl (1327/1910)
- Harâbât (3 cilt, 1291-1292/1874-1875)
- Verâset Mektupları (1326/1910)
- Endülüs Tarihi (4 cilt, 1304-1305/1887-1888)
- Engizisyon Tarihi (1299/1882)
Tercümeleri
- Tartüf / Riyânın Encâmı (1304/1887) – Molière’den
- Telemak (1889) – bugün kayıp
- Emile tercümesi (12 defter, 1872) – yakın zamanda bir sahafta bulundu
Ayrıca Fatîn’in bildirdiğine göre:
- Sünbülzâde Vehbî’nin Tuhfe-i Fârisiyye’sine nazire bir Lügatnâme,
- Mütercim Âsım’ın Tuhfe-i Arabiyye’sine eksik bir şerh,
şairin diğer çalışmaları arasındadır (1271: 249).
Ziyâ Paşa’nın Edebiyata Katkıları
Ziyâ Paşa yalnızca şair değil, fikir adamı, çevirmen ve siyasetçidir.
- Şiir ve İnşa (1868) makalesiyle “Bizim şiirimiz hangisidir?” sorusunu ortaya atarak Türk edebiyatının yönünü tartışmaya açmıştır.
- Fakat Harâbât Mukaddimesi ile bu görüşlerini değiştirmiş ve Namık Kemal’in ağır eleştirilerine maruz kalmıştır.
- Dil anlayışında sadelikten yanadır; Tanpınar ona “Saf Türkçe cereyanının en büyük yol açıcılarından biri” der (1982:336).
Siyasi hicvin güçlü örneği Zafernâme, Ali Paşa’ya yönelik ince alaylarla doludur ve Ziyâ Paşa’nın söyleyiş ustalığını gösterir.
Sonuç
Ziyâ Paşa, hem klasik şiirin son büyük temsilcilerinden biri hem de modern Türk edebiyatının kurucu isimlerinden biridir. Hayatı boyunca sürgünler, görev değişiklikleri, siyasi mücadeleler yaşamış; buna rağmen hem edebiyata hem devlet yönetimine önemli katkılar sunmuştur. Sorgulayıcı zihni, felsefî huzursuzlukları, adalet arayışı ve cesur dili, onu Tanzimat döneminin en özgün simalarından biri yapar.


