
Tokat’a Doğru Şiiri İncelemesi | Cahit Külebi ve Anadolu Duygusu
Cahit Külebi’nin Tokat’a Doğru adlı şiiri, Anadolu’nun içten sesini hareket, tekrar ve çocukluk hatıralarıyla birleştiren güçlü bir şiir atmosferi kurar. Yol, at, tekerlek ve ses unsurlarıyla örülen bu şiir, yalnızca bir yolculuğu değil; köküne bağlılık, hatıra ve içsel dönüş duygusunu da derin bir musikiyle yansıtır.
İçindekiler (Hızlı Erişim)
Tokat’a Doğru Şiirinde Ses ve Musiki Unsurları
“Tokat’a Doğru”, daha ilk okuyuşta güçlü bir musiki duygusu uyandıran şiirlerden biridir. Bu etki, metinde bir araya gelen birkaç temel unsurun ortak çalışmasıyla ortaya çıkar. Öncelikle vezin yapısı dikkat çeker. Şiirde kullanılan mısralar tek tip değildir; 7, 8, 10 ve 11 heceli mısralar belirli bir düzen içinde tekrarlanır. Birinci dörtlükte ikinci ve dördüncü mısralar (10 hece), ikinci dörtlükte birinci ve ikinci mısralar (9 hece), üçüncü mısra (10 hece), dördüncü mısra (9+4), sonraki dörtlüklerin son mısraları ise (11 hece) olarak karşımıza çıkar. Bu değişken yapı, şiirin hacim bakımından uzun olmamasına rağmen ritmik bir çeşitlilik kazanmasını sağlar.
Şiirin bütününde tekrar unsuru belirleyici bir rol oynar. Dört bölümün son mısralarında yinelenen “dön geri bak” ifadesi, hem anlam hem de ses bakımından şiirin merkezinde yer alır. Bunun yanında bütün dörtlüklerin ikinci mısralarında bu ifadeye uygun kafiyeler kullanılır: “ırmak, ıslak, akçakavak, çırılçıplak, uzak”. Bu kelimeler yalnızca kafiye düzeni oluşturmakla kalmaz; aynı zamanda şiirin akışına ses bakımından süreklilik kazandırır.
Tekrar yalnızca mısra sonlarında değildir. Üçüncü ve dördüncü dörtlüklerin ilk mısraları ile ikinci dörtlüğün son üç mısraının başındaki kelimeler de aynen yinelenir. Ayrıca mısraların içinde yer alan Tokat, at, hamut gibi kelimelerdeki “t” sesiyle; “çoktan, şak şak, akçakavak, çırılçıplak, alçacık, yaşarıyor, uzaklaşır, çizgi” kelimelerindeki “ç” ve “ş” sesleri, farkında olunmasa bile işitilerek şiirin ses dokusunu zenginleştirir.
Şairin bu şiiri yazarken, hem ses hem de anlam bakımından oldukça “évocative” olan “hamutlar şak şak eder” ifadesinden hareket ettiği düşünülebilir. Tekrarlanan “-k”’li kafiyelerle “dön geri bak” cümlesi, adeta bu ses merkezinden doğar ve şiirin bütününe yayılır. Bu özellik, şiirin dil musikisini belirleyen en güçlü unsurlardan biridir.
Hareket, Tekrar ve Değişen İntibalar
“Tokat’a Doğru” şiirinde ses örgüsünün yanı sıra hareket duygusu da belirleyici bir konumdadır. Bu hareket, yalnızca anlatılan yolculuğun fiziksel yönüyle sınırlı değildir; aynı zamanda şiirin iç yapısına, imgelerin sıralanışına ve tekrar düzenine de yansır. At, hamut, tekerlek ve yol gibi unsurlar, şiirin içine kendiliğinden bir devinim sokar. Bu unsurların varlığı, şiirin durağan değil, sürekli ilerleyen bir yapıya sahip olmasını sağlar.
Şiirde dikkat çeken bir diğer özellik, tekrarlanan unsurlarla değişen unsurların birlikte kullanılmasıdır. Estetik etki, tam da bu iki zıt öğenin yan yana yürütülmesinden doğar. Tekrarlanan unsurlar daha önce belirtilmiştir; “dön geri bak”, “hamutlar şak şak eder” ve ses tekrarları şiirin iskeletini oluşturur. Buna karşılık her dörtlükte değişen yeni bir intiba yer alır ve bu intibalar belirli bir sıra izler.
Başlangıçta “Çamlıbel’den Tokat’a doğru / Tozlu yolların aktığı ırmak!” dizeleriyle yol görünür. Ardından kuyrukları düğümlü atlar bu yolda ilerler. Bir yandan yağmur yağar, bir yandan hamutlar şak şak eder; tekerlekler döner. Üçüncü bölümde, “Orda, derenin içinde / İki üç akçakavak” ifadesiyle manzara belirginleşir. Bu noktada hareket yalnızca dış dünyada değil, şairin iç dünyasında da hissedilir: “Tekerlekler döner, başım döner”.
Şiirin ilerleyen kısmında, özlenen yere iyice yaklaşılır. Nihayet doğulan köy görünür ve şiirin duygusal yoğunluğu artar:
Orda, derenin içinde
İki üç çırılçıplak
Alçacık damı düşündükçe
Gözlerim yaşarıyor, dön geri bak.
Bu manzara, fakir ve sade bir hayatı yansıtır; ancak şiirin tonu acındırıcı değildir. Aksine, çocuklukla kurulan derin bağ sayesinde bu görüntü şair için kendi vatanının, kendi geçmişinin bir parçasıdır. Şiirin sonuna doğru yer alan:
Irmaklar gibi uzaklaşır
Bir türkü kadar uzak
mısraları, bu hayali yolculuğun estetik bir çerçeveye kavuştuğunu gösterir. Bütün şiire hâkim olan hava, okuyucuda hazin ama dingin bir güzellik duygusu uyandırır. Hareket, tekrar ve değişen intibalar bu duygunun temel kaynaklarıdır.
Köküne Bağlılık, Anadolu ve Şiirde “Asıl Ses”
“Tokat’a Doğru”, yalnızca bir yol şiiri değil, aynı zamanda köküne bağlılık duygusunun şiir diliyle ifadesidir. Şiirde tekrar eden sesler, imgeler ve hareket unsurları, şairin çocukluk yıllarına ve doğduğu topraklara yönelen içsel bir dönüşü temsil eder. Bu yönüyle eser, Anadolu’yu dışarıdan gözlemleyen şiirlerden ayrılır. Şair, anlattığı coğrafyanın içinde yaşamış, onunla büyümüş ve onu kendi hayatının ayrılmaz bir parçası hâline getirmiştir.
Bu özellik, “Tokat’a Doğru”yu Orhan Veli’nin “İstanbul’u Dinliyorum” şiiriyle belli noktalarda yakınlaştırır. Orhan Veli, şiirinde bazı kelimeleri tekrar ederek şehirde bir hayal dünyası kurar. Burada da benzer bir yöntemle Tokat’a, Çeltek Köyü’ne doğru bir zihinsel yolculuk gerçekleştirilir. Ancak Külebi’nin şiiri, muhteva bakımından fakir bir Anadolu manzarasını çizse de yapı bakımından daha hareketli ve ahenklidir. Bu hareketlilik, at, yol, tekerlek ve hamut gibi unsurların doğal biçimde şiire girmesinden kaynaklanır.
Şiirdeki Anadolu tasviri, şehirli şairlerin bazen düştüğü ideolojik ve tek boyutlu yoksulluk anlatılarından uzaktır. Anadolu’da sefalet vardır; fakat bu sefalet, hayatın tabiî düzeni içinde yer alır. Bunun yanında Yunus Emre’den beri halk şiirinde dile getirilen sevgi, insanlık, merhamet, kahramanlık ve sevinç de bu toprağın ayrılmaz parçalarıdır. “Tokat’a Doğru”, bu çok katmanlı Anadolu gerçeğini sessiz ve içten bir dille yansıtır.
Bu bakımdan şiir, Faruk Nafiz’in “Han Duvarları” ile karşılaştırıldığında farklı bir duruş sergiler. “Han Duvarları”nda dağlar gurbet ve yalnızlık duygusunu çağrıştırırken, Külebi’de aynı coğrafya çocukluk hatıralarıyla birleşir. Bu fark, şiirin temel kaynağının çocukluk intibaları olduğunu gösterir. Modern psikolojinin de vurguladığı gibi, sanatkârın kişiliği çoğu zaman çocukluk yıllarında şekillenir.
“Tokat’a Doğru”nun şiir gücü, işte bu noktada ortaya çıkar. Şair, Anadolu’yu anlatırken ona dışarıdan bakmaz; kendi hayatıyla birleştirir. Bu nedenle şiirdeki ses, yalnızca bir coğrafyanın değil, yaşanmış bir hayatın sesidir. Bu ses, şiiri kalıcı ve sahici kılan asıl unsurdur.


