
Melâl-i Mesâ Şiiri: Fuad Köprülü ve Akşamın Musikisi
Akşamın sessizliğiyle birlikte beliren melâl duygusu, Fuad Köprülü’nün Melâl-i Mesâ şiirinde musikiye dönüşen bir estetik tecrübeye bürünür. Ahmet Haşim’in şiir anlayışının güçlü izlerini taşıyan bu metin, akşam atmosferinin şairde uyandırdığı müphem duygu ve hayalleri ses, ritim ve imge merkezli bir dil aracılığıyla kurar. Şiirde insan geri çekilirken, tabiat melâlin ve sessiz musikinin taşıyıcısı hâline gelir.
İçindekiler (Hızlı Erişim)
Melâl-i Mesâ Şiirine Giriş
“Melâl-i Mesâ”, Fuad Köprülü’nün gençlik döneminde kaleme aldığı ve konu, duyuş tarzı, şekil ve üslup bakımından Ahmet Haşim’in şiir anlayışının belirgin izlerini taşıyan bir metindir. Şiir, bir akşam atmosferinin şairde uyandırdığı intiba ve hayalleri, âhenkli bir dil ve müzikal bir yapı içerisinde ifade etmeyi amaçlar. Bu yönüyle eser, Fecr-i Âti estetiğinin karakteristik özelliklerini açık biçimde yansıtır.
Ahmet Haşim Tesiri ve Akşam Atmosferi
“Melâl-i Mesâ” şiiri, tıpkı “Yollar” şiirinde olduğu gibi, akşam vaktinin ruh hâlinde meydana getirdiği melâl duygusunu merkeze alır. Fuad Köprülü, bu duyguyu doğrudan anlatmak yerine, semboller ve musiki unsurları aracılığıyla sezdirir. Akşam saati, şiirin tamamına yayılan bir estetik zemin oluşturur ve dış dünyaya ait unsurlar, bu melâl duygusunun taşıyıcısına dönüşür.
Musikinin Şiirin Yapısına Hâkimiyeti
Şiirin yapısına ve dokusuna hâkim olan temel prensip musikidir. Akşam saati, şairde doğrudan bir musiki intibaı uyandırır. Bu durum, şiirde geçen şu ifadelerle açıkça ortaya konur:
“Melâl-i şâmı saran musiki-yi lâl ü samût”, “altın sesler”, “gümüş sadâlar”, “suların lâhn-ı inkisarı, o terennüm, o musiki-yi mesâ”.
Bu ifadeler, Fuad Köprülü’nün duyuş tarzında musiki fikrinin ne derece belirleyici olduğunu gösterir. Şiirde anlam kadar ses de önemlidir; kelimeler yalnızca mânâlarıyla değil, çıkardıkları seslerle de şiirin atmosferini kurar.
Kelime Seçimi ve Aliterasyon
Kelimelerin seçilişi ve yan yana getirilişi, musiki prensiplerine göre düzenlenmiştir. Şiirin başlığındaki “melâl-i mesâ” terkibinde görülen aliterasyon, şiirin tamamına yayılır.
Mesâ, bî-kes, serpildi, sonra, yükseldi, sükût, saran, samût, eski, ses, sadâ, inkisar, musiki, sürüklenecek kelimelerinde “s”;
mesâ, melûl, muattar, musiki, âmâl, menba, müvekkelât, muhitât, terennüm kelimelerinde “m”;
melûl, lerze, gölge, zilâl, yükseldi, altın, billûr, leyâl, nakl, lâl kelimelerinde “l” ünsüzlerinin tekrarı dikkat çekmektedir.
Bu tekrarlar, şiirin anlam dünyasından bağımsız olarak kulakta ahenkli bir bütünlük meydana getirir.
Şiirin Biçimi ve Müzikal Kurgu
“Melâl-i Mesâ” şiiri serbest müstezat tarzında yazılmıştır. Şiirde vezin serbest bir şekilde değişir. Birinci mısra tek başına bir cümle oluştururken, ikinci cümle “serpildi” kelimesine kadar üç mısra boyunca uzar. “Sonra” kelimesi, bu uzun cümlenin ardından tek bir ses gibi duyulur. Diğer cümlelerin yapıları da farklılık gösterir.
Bu yapı, şairin şiiri yalnızca içerik bakımından değil, biçim bakımından da müzikal bir anlayışla kurguladığını gösterir.
Sembolist Estetik ve İmge Dünyası
Şiirde dış âleme ait varlıklar ve bunlardan alınan intibalar, sembolist estetiğe uygun biçimde müphem olarak tasvir edilir. Fuad Köprülü, Ahmet Haşim gibi, varlıkların mahiyetini değiştiren sıfatlar kullanır. Ağaçlar “melûl ü bi-kes”, şuleler “lerze-dâr”dır. “Cevf-i leyli” (gecenin boşluğunu) “gölgeden kanatlar örter”.
“Bahar-ı muattar-ı hulyâ” (hülyaların kokulu baharı), “zılâl-ı mübhem-i eb’ad”a (mesafelerin müphem gölgesine) doğru yükselir.
Akşamın melâli bir “musiki-yi lâl ü samût” (susmuş ve dilsiz musiki) ile ifade edilir. Şair, sükûtu “billûrîn, derin, kimsesiz” kelimeleriyle tasvir eder. Gece müvekkelâtının (geceyi temsil eden varlıkların) sadaları “gümüş”, sular ise “zehebî” (altın) rengindedir.
İnsan Yokluğu ve Kozmik Duygular
Bu tasvirlerin gerçekle doğrudan bir ilgisi yoktur; tamamı akşamın şairde uyandırdığı müphem duygu ve hayallerden ibarettir. “Melâl-i Mesâ” şiirinde insan yoktur. Şair ne kendisinden ne de başkalarından bahseder. Buna karşılık insana ait duygular tabiata yüklenerek kozmik âlem beşerîleştirilir.
Hüzünlü akşamı saran “sessiz musiki”, eski emeller mâbedinde, uzak ve unutulmuş bir yasın hatırasını altın sesiyle dile getirir. Şairin gümüş sadalı olarak nitelendirdiği “müvekkelât-ı leyâl”in neye tekabül ettiği ise belirsizliğini korur.
Fecr-i Âti Dili ve Fuad Köprülü’nün Yönelişi
Servet-i Fünuncular, en müphem şiirlerinde bile gerçekle olan bağlarını korurlar. Fecr-i Âti şairlerinde ise dil ile gerçek arasındaki bağ kopmuştur. Fuad Köprülü’nün bu şiirinde kelimeler, yalnızca kendi müphem tesirleriyle var olan bir his ve hayal dünyası kurar.
Ziya Gökalp’ın tesiriyle Fuad Köprülü, gençlik yıllarında benimsediği Fecr-i Âti dil ve estetiğinden vazgeçmiş; Türkçülük akımına yönelmiş, hece vezniyle bazı şiirler yazmış ve ardından sanatı bırakarak ilmî araştırmalara yönelmiştir.


