
Ferhad ile Şirin, Mehmene Banu ve Demirdağ Pınarının Suyu Tahlili
Nâzım Hikmet Ran, Ferhad ile Şirin, Mehmene Banu ve Demirdağ Pınarının Suyu adlı tiyatro oyununda geleneksel halk hikâyesi Ferhad ile Şirin’i çağdaş bir tiyatro yapısı içinde yeniden ele alır. Yazar, anlatıyı tiyatroya uyarlarken aşk temasını bireysel bir kavuşma çerçevesinde bırakmaz ve toplumsal bir bağlama taşır. Bu dönüşüm, oyunun yapısı, sahne düzeni ve kişiler aracılığıyla adım adım kurulur.
İçindekiler (Hızlı Erişim)
- Oyunun Kaynağı ve Uyarlama Anlayışı
- Uyarlama Türü
- Oyunun Bölümlenmesi
- 1. Perde
- Prolog
- 1. Sahne
- 2. Sahne
- 2. Perde
- Prolog
- 1. Sahne
- 2. Sahne
- 3. Perde
- Prolog
- 1. Sahne
- Karşıtlık İlişkisine Dayalı Yapı
- Dramatik Yapı ve Epik Yapının Birlikte Kullanımı
- Oyunun Hikâyesi ve İletisi
- Tema: Aşk, Hasret ve Toplumsal Mücadele
- Olaylar Örgüsü
- Oyun Kişileri
- Ferhad
- Şirin
- Mehmene Banu
- Mekân
- Zaman
- Oyunun Dili
Oyunun Kaynağı ve Uyarlama Anlayışı
Oyun, geleneksel halk hikâyelerinden Ferhad ile Şirin’e dayanır. Nâzım Hikmet, gelenekteki anlatıyı tiyatroya uyarlarken aşkı farklı düzlemlerde ele alır. Sevgilisine kavuşmak için dağı delmek zorunda olan halk kahramanı, oyunda yeniden ve farklı bir biçimde yorumlanır. Böylece gelenekteki trajik kavuşamama hikâyesi, insanlığın kurtuluşu için direnen idealize edilmiş bir kahramanın hikâyesine dönüşür.
Uyarlama sürecinde ana fikir değişime uğrar. Birbirine kavuşamayan iki sevgilinin bireysel trajedisi geri planda kalır. Bunun yerine, toplumsal bir amaç için sürdürülen uzun soluklu bir mücadele anlatının merkezine yerleşir.
Uyarlama Türü
Tahlilde uyarlama iki başlık altında değerlendirilir. Özgün esere bağlı uyarlamada, tema ve konunun ana çizgileri korunur ve yeni kişiler eklenmez. Serbest uyarlamada ise özgün eserin sunduğu malzemeden yararlanılır, ancak konuya yeni kişiler ve sahneler dâhil edilebilir.
Bu oyun, serbest uyarlama kapsamında ele alınır. Çünkü geleneksel hikâyenin ana çatısı korunmakla birlikte, yeni kişiler, sahneler ve anlam katmanları eklenmiştir. Buna karşılık anlatının temel izleği zedelenmemiştir.
Oyunun Bölümlenmesi
Oyun üç perdeden oluşur. İlk iki perde ikişer sahneye ayrılmıştır. Üçüncü perde tek sahne hâlindedir. Her perdenin başında, olayların serimini yapan oyun kişileri tarafından sunulan bir “Prolog” bölümü bulunur.
Bu yapı, oyunun anlatım düzenini belirler. Prologlar, seyirciye bir sonraki sahnede yaşanacak olaylar hakkında ön bilgi verir. Böylece anlatı, yapı üzerinden yönlendirilir.
1. Perde
Prolog
Bu bölümde Münadi yer alır. Mekân Arzen şehridir. Zaman, Şirin’in hastalığına çare aranan bir sonraki sahneyle eş zamanlı olan bir gündüz vaktidir. Olay, Münadi’nin Mehmene Banu’nun fermanını halka duyurmasıyla sınırlıdır.
1. Sahne
Bu sahnede Mehmene Banu, Vezir, Hekimbaşı, Müneccim, Dadı, Servinaz, Gelen ve Şirin bulunur. Mekân, Mehmene Banu’nun sarayında Şirin’in hasta yattığı odadır. Çırağlar yanmaktadır. Zaman gecedir.
Olay, Mehmene Banu’nun saray erkânıyla birlikte hasta yatan Şirin’in başında bir mucize beklemesiyle başlar. İçeri giren Gelen, Mehmene Banu’ya üç şartını kabul etmesi hâlinde kız kardeşini iyileştireceğini söyler. Koşullar kabul edilir; Mehmene Banu güzelliğini kaybeder ve Şirin sağlığına kavuşur.
2. Sahne
Bu sahnede Derviş, Behzad, Ustabaşı, Şerif, Ferhad, Boyacı, İşçiler, Çıraklar, Müneccim, Dadı, Mehmene Banu ve Şirin yer alır. Mekân, Şirin için yapılan köşkün bahçe içindeki cephesidir. Bahçede elma ağaçları vardır. Zaman, Şirin’in iyileşmesinden sonra geçen on bir ayın ardından gelen bir gündüz vaktidir.
Olay, Şirin için yapılan köşkün tamamlanmak üzere olmasıyla gelişir. Behzad Usta ve oğlu Ferhad köşkün nakış işlerinde çalışmaktadır. Mehmene Banu ve Şirin köşkü görmeye geldiklerinde Ferhad’a âşık olurlar. Ferhad, Mehmene Banu tarafından saraya başnakkaş olarak atanır. Ferhad ile Şirin, elma atma sahnesiyle birbirlerine tutulurlar.
2. Perde
Prolog
Bu bölümde Şerif, Ferhad ve Dadı yer alır. Mekân, Şirin’in odasının önüdür. Zaman açık biçimde belirtilmez; ancak Ferhad ile Şirin’in buluşmalarından kısa bir süre öncesine denk geldiği anlaşılır. Olay, Mehmene Banu’nun dadısının, oğlu Şerif Ağa’ya nakkaşlığın sırrını vermesi karşılığında Ferhad’ı Şirin’le buluşturması etrafında gelişir.
Bu prolog, ikinci perdede yaşanacak olayların hazırlayıcı unsurudur. Ferhad ile Şirin’in gizli buluşmalarının nasıl mümkün hâle geldiği bu bölümde açıklanır. Böylece seyirci, sonraki sahnelerde yaşanacak gelişmeler için ön bilgi edinir.
1. Sahne
Bu sahnede Ferhad ve Şirin yer alır. Mekân, Şirin’in odasıdır. Zaman gecedir. Ferhad’ın Şirin’i görmesinin üzerinden dört ay geçmiştir.
Olay, Ferhad ile Şirin’in Şirin’in odasında gizlice buluşmalarıyla ilerler. İki kişi, birbirlerine duydukları aşkı dile getirir. Şirin, Ferhad’a birlikte kaçmayı önerir. Ferhad bu öneriyi kabul eder ve iki âşık kaçar.
2. Sahne
Bu sahnede Mehmene Banu, Vezir, Dadı, Şirin ve Ferhad bulunur. Mekân, Mehmene Banu’nun sarayındaki taht salonudur. Zaman akşam vaktidir. Sahne boyunca taht salonu, akşamın kızılca ışığından başlayarak alaca, loşluk ve en sonunda karanlık hâline bürünür.
Olay, Vezir’in iki sevgilinin cezalandırılması konusunda Mehmene Banu’yu ikna etmeye çalışmasıyla gelişir. Ferhad ve Şirin yakalanarak saraya getirilir. Mehmene Banu, Dadı ve Şerif’le birlikte iki âşığa zarar vermez. Ancak Şirin’i Ferhad’a vermek için bir koşul öne sürer. Bu koşul, Ferhad’ın Demirdağ’ı delerek şehre su getirmesidir. Ferhad, Şirin’e olan aşkıyla bu şartı kabul eder.
3. Perde
Prolog
Bu bölümde Şerif, Semerkantlı ve Arzenliler yer alır. Arzenliler arasında Meşaleli Erkek, Yanındaki Erkek, Çocuklu Kadın, Çocuklu Kadının Kocası, Kısa Boylu Adam, Uzun Boylu Adam, Birinci Genç Kız ve İkinci Genç Kız bulunur. Mekân, Ferhad’ın çalıştığı Demirdağ’a bir saat uzaklıkta bir yerdir. Zaman, Ferhad’ın Demirdağ’ı delmeye başlayışının onuncu yılının sonuna denk gelen, şafak öncesi bir vakittir.
Olay, Arzen halkının Demirdağ’da çalışan Ferhad’ı görmeye gitmesiyle sınırlıdır. Bu prolog, Ferhad’ın eyleminin toplum üzerindeki etkisini görünür kılar.
1. Sahne
Bu sahnede Ferhad, Kavak, Gürz, Demirdağ, Çobanyıldızı, Işıyan Karanlık, Karacalar, Geyikler, Bülbül, Gülen Nar, Ağlayan Ayva, Şerif, Behzad, Semerkantlı, Zaman, Şirin, Çocuklu Kadın ve Arzenliler yer alır. Mekân, Demirdağ’da bir yayladır. Solda pınarın kaynağı ve Ferhad’ın çalıştığı mağaranın ağzı bulunur. Zaman erken şafak vaktidir.
Olay, Ferhad’ın on birinci kavağını dikmesiyle başlar. Ferhad, Kavak, Gürz, Demirdağ, doğa varlıkları ve Zaman ile konuşur. Behzad, on yıl sonra oğlunu görmeye gelir. Şirin, Mehmene Banu’nun şartı kaldırdığını ve artık birlikte olabileceklerini haber verir. Ferhad, Demirdağ’ı delmeyi bırakmaz. Şirin ile vedalaşırlar. Arzenliler Ferhad’ı izlerken gürzün sesi duyulmaya devam eder.
Karşıtlık İlişkisine Dayalı Yapı
Oyunun bölümlenmesine bakıldığında, karşıtlık ilişkisi üzerine kurulu bir yapı görülür. Olaylar, ilk sahnede sarayda, Şirin’in hasta yattığı odada başlar. Anlatı, on bir yılı aşan bir sürenin sonunda Demirdağ’da, bir şafak vaktinde sona erer. Bu iki sahne arasında mekân, zaman ve atmosfer bakımından belirgin bir karşıtlık kurulur.
İlk sahnedeki hasta odasının buhranlı havası; baskı, tehdit, korku, kuşku, kin, yalan, öfke ve acı duygularıyla ilişkilendirilir. Buna karşılık son sahnede açık, temiz ve yabanıl bir doğa ortamı yer alır. Bu sahnede güven, hoşgörü, sevgi, saygı ve umut öne çıkar. Böylece oyunun anlamı, bu karşıtlık üzerinden yapılandırılır.
Dramatik Yapı ve Epik Yapının Birlikte Kullanımı
Oyunun hikâyesi, gelenekteki biçimiyle dramatik yapıya uygun bir anlatı sunar. Birbirlerine âşık olan, sınıfsal farklılıklar nedeniyle önlerine engeller çıkan ve bu engellerle mücadele eden sevgililerin hikâyesi, dramatik yapı içinde kurgulanmaya elverişlidir. Olayların gelişim çizgisi gerilimlidir ve anlatı boyunca kriz noktaları bulunur.
Bununla birlikte oyunda epik yapının özellikleri de yer alır. Prolog bölümleriyle seyirciye bir sonraki sahne hakkında ön bilgi verilmesi, bu yapının belirgin örneklerindendir. Aynı şekilde Mehmene Banu’nun büyüsel bir işlemle güzelliğini kaybetmesi ve Ferhad’ın dağda cansız varlıklarla konuşması, masal gerçekliği içinde epik yapının olanaklarıyla kurulur. Bu özellikler, izleyicinin olaylara eleştirel bir mesafeden bakmasını sağlar.
Oyunun Hikâyesi ve İletisi
Oyun, Mehmene Banu, Şirin ve Ferhad üçgeni etrafında gelişir. Gelenekteki hikâyenin temel eylem motifi ve asal kişilerin bilinen özellikleri korunur. Bunun dışındaki kişiler ve olaylar kurmaca olarak oyuna dâhil edilir. Böylece anlatı, geleneksel yapıdan beslenirken yeni bir anlam alanı oluşturur.
Arzen halkının, saraylıların Demirdağ pınarından getirttiği temiz suya karşılık, çeşmelerden akan irin gibi suyla yetinmek zorunda kalması önemli bir ayrıntıdır. Bu durum, saraylılar ile halk arasındaki yaşam standardı farkını açık biçimde gösterir. Su, oyunda insanlığı mutluluğa kavuşturacak ve yenileyici yönüyle halkın refah içinde yaşamasını sağlayacak bir unsur olarak yer alır.
Tema: Aşk, Hasret ve Toplumsal Mücadele
Oyunda aşk, karşı cinse duyulan bireysel bir tutku olarak sınırlandırılmaz. Yazar, aşk temasını emekle işlenen toplumsal bir mücadeleye dönüştürür. Bu dönüşümün ekseninde anne sevgisi, kardeş sevgisi, baba–oğul sevgisi, sanat sevgisi, doğa sevgisi ve yaşam sevgisi gibi farklı sevgi biçimleri yer alır.
Hasret, oyunun temel dinamiklerinden biridir. Ulaşılmazlık, kişilerde bıkkınlık ya da karamsarlık yaratmaz. Aksine, ulaşma arzusunu güçlendirir. Vezir’in Mehmene Banu’ya, Mehmene Banu’nun Ferhad’a, Ferhad’ın Şirin’e, Şirin’in Ferhad’a, Arzen halkının suya duyduğu hasret bu yapı içinde birlikte ele alınır. Bu hasretlerin üzerinde ise Demirdağ’ın ardındaki su yer alır.
Olaylar Örgüsü
Olaylar örgüsü, kişiler arasındaki sevgi ve aşk ilişkileri üzerine kuruludur. Oyunun merkezindeki Mehmene Banu, Ferhad ve Şirin aşk üçgenine, Vezir’in Mehmene Banu’ya duyduğu aşk da eklenir. Böylece dört kişi arasında çatışmalar ve karmaşık ilişkiler ağı oluşur.
Yazar, bu ilişkiler ağına Şerif’in nakkaş olma tutkusu, Dadı’nın ana sevgisi ve Gelen’in mucizelerini de ekler. Bu kişiler, gerçekleştirdikleri eylemlerle gelişim, çatışma ve düğüm sahnelerinin oluşmasına katkı sağlar. Oyun, umutsuzlukla başlar ve umuda yönelen bir anlatıyla sona erer. Gelenekteki ölümle biten anlatının yerini, oyunda umut alır.
Oyun Kişileri
Oyundaki kişiler, saray halkı, sanat ehli olan halktan kişiler, Arzen halkı ve doğa varlıkları olmak üzere farklı kümelerde toplanır. Saray halkını Mehmene Banu, Şirin, Vezir, Hekimbaşı, Müneccim ve Dadı temsil eder. Halktan sanat ehli olan kişiler arasında Ferhad, Behzad, Ustabaşı, Şerif ve Boyacı yer alır. Arzen halkı ise Meşaleli Erkek, Çocuklu Kadın, Kısa Boylu Adam gibi kişilerle görünür olur.
Bu kalabalık kişi kadrosu, oyunun toplumsal işleviyle doğrudan ilişkilidir. Yazar, geleneksel hikâyede yer alan kalıp tipleri karmaşık kimliklerle donatır. Kişiler yaş, cinsiyet, sınıfsal konum ve sosyal işlev dikkate alınarak seçilir. Böylece her kişi, oyunun iletisini güçlendiren bir unsur hâline gelir.
Ferhad
Ferhad, geleneksel hikâyedeki Ferhad tipinden hareketle yeniden biçimlendirilir. Oyunda yine yiğit, yine âşık bir kişidir. Bununla birlikte sorumluluk sahibi, umutlu ve bilince ulaşmış bir karakter olarak çizilir. Ferhad, insanlığın menfaati için kendi iradesiyle zorlu bir mücadeleyi seçer.
Ferhad’ın nakkaşlığı, oyunda ayrıntılı biçimde ele alınır. Sanata ve güzelliğe duyduğu hassasiyet, kişiliğinin önemli bir yönünü oluşturur. Şirin’i gördükten sonra nakış yapamaz hâle gelmesi, bu aşkın sanatın önüne geçtiğini gösterir. Zamanla Ferhad’ın Şirin’e duyduğu sevgi, toplum sevgisi ve sorumluluk duygusuyla birleşir. Demirdağ’ı delme eylemi, bireysel bir kavuşma isteğinin ötesine geçer.
Şirin
Şirin, Mehmene Banu’nun kardeşi, on beş yaşında bir genç kızdır. Oyunun başında nedeni bilinmeyen bir hastalığa yakalanır. Mehmene Banu’nun güzelliğinden vazgeçmesi karşılığında sağlığına kavuşur. Şirin, Ferhad’ı görür ve sever.
Şirin, geleneksel anlatıdaki pasif Şirin tipinden ayrılır. Sevgisini eyleme dönüştürür. Ferhad’la birlikte kaçmayı öneren kişi odur. Oyun sürecinde bilinçlenir ve değişime uğrar. Oyunun sonunda, Ferhad’ın eyleminin bireysel bir aşktan insanlık meselesine dönüştüğünü kavrar ve beklemeyi öğrenir.
Mehmene Banu
Mehmene Banu, oyunun başında hasta yatan kardeşi için çaresiz kalan bir abla olarak görünür. Kardeşine karşı şefkatli, saray halkına karşı ise acımasızdır. Şirin’i yaşatmak için güzelliğinden vazgeçmesi, oyundaki fedakârlığın en belirgin örneklerinden biridir.
Mehmene Banu, Ferhad’a duyduğu gizli aşk ile kardeş sevgisi arasında kalır. Kararsızlıklar yaşar ve ani ruh değişimleri gösterir. Ferhad ile Şirin’i cezalandırmakla bağışlamak arasında gidip gelir. O da oyun sürecinde değişime uğrayan kişiler arasındadır.
Mekân
Oyun, monarşik yönetimin uygulandığı Arzen ülkesinde geçer. Saray halkı genellikle kapalı mekânlarda, sanat ehli ve Arzen halkı ise açık mekânlarda yer alır. Kapalı mekânlarda tedirginlik, korku ve bilinmezlik duyguları hâkimdir. Açık mekânlarda ise özgürlük ve yaşama sevinci öne çıkar.
Şirin’in hasta yattığı oda, kapalı ve kasvetli bir atmosfer yaratır. Köşkün bahçe cephesi, sanatın ve nakışın sergilendiği bir alan olarak kullanılır. Demirdağ ise oyunun sonunda umutla ilişkilendirilen bir mekân hâline gelir.
Zaman
Oyunda olaylar kronolojik bir sırayla sunulur. Bununla birlikte zaman kırılmaları da görülür. Birinci perdede gece zamanı, hastalık ve buhranla örtüşür. İkinci perdede geçen süreler, diyaloglarla belirtilir.
Üçüncü perdede erken şafak vakti öne çıkar. Bu zaman dilimi, sabır, umut ve inançla ilişkilendirilir. Ferhad’ın gürzünün sesinin devam etmesi, zamanın akışının sürdüğünü gösterir.
Oyunun Dili
Oyunda dil, büyük ölçüde şiirsel söyleyişlerle kurulur. Karşılıklı konuşmalar düz anlatım hâlindedir. Nazım biçiminde verilen bölümler, Müneccim’in söylediği rubailerdir. Halk deyişlerine özgü söz kalıpları ve söyleyiş biçimleri oyunun dilinde korunur.
Tasvirlerde divan edebiyatındaki benzetme kalıplarından yararlanılır. Eksiltili cümleler, tekrarlar ve monologlar, oyunun şiirselliğini artırır. Bu dil yapısı, oyunun masalsı ve epik yönünü destekler.


